| Soru: Orucun farzları nelerdir? Cevap: İslâmın beş şartından dördüncüsü,
mübârek Ramazan ayında, hergün oruç tutmaktır. Oruç, hicretten onsekiz ay sonra,
Şa'bân ayının onuncu günü, Bedr gazâsından bir ay evvel farz oldu. Ramazan, yanmak
demektir. Çünkü, bu ayda oruç tutan ve tevbe edenlerin günâhları yanar, yok olur.
Ramazanda oruç tutmak akıl bâlig olan her müslümana farzdır.
Orucun farzları
1- Niyet etmek,
2- Niyeti ilk ve son vakitleri arasında yapmak,
3- Fecr-i sâdık, ya'nî tan yeri
ağarmasından, güneşin batmasına kadar olan zaman [ya'nî şer'î gündüz] içinde,
orucu bozan şeylerden sakınmaktır.
Ramazanın girişi
Soru: Ramazanın girişi nasıl tespit edilir?
Cevap: Hadîs-i Şerîfte, (Ayı görünce
oruç tutunuz! Tekrar görünce, orucu bırakınız!) buyuruldu. Bu emre göre,
Ramazan ayı, hilâlin [yeni ayın] görülmesi ile başlar. Hilâli görmeden önce
yapılan hesâb ile, takvîm ile başlamak câiz olmaz.
Şa'bân ayının otuzuncu gecesi, güneş gurûb
edince, hilâli aramak vâcib-i kifâyedir. Oruç, fecrin ağarmasından, güneş
batıncaya kadar, yemeyi, içmeyi ve cimâ'ı terketmektir.
Orucun niyet vakti
Soru: Orucun niyet vakti ne zaman başlar?
Cevap: Bir gün evvel güneş batmasından, oruç
günü (Dahve-i kübrâ)ya kadar, Ramazan orucuna kalb ile niyet etmek de farzdır. Belli
gün olan adak orucunun ve nâfile orucun niyet zamanı da böyledir.
Hergün ayrı niyet etmek lâzımdır. Ramazan orucuna
niyet ederken, Ramazan demeyip, yalnız oruç demek veya nâfile oruç demek de câizdir.
Dahve-i kübrâ vakti, oruç müddetinin ya'nî şer'î gündüz müddetinin yarısıdır
ki, zevâl vaktinden öncedir.
Fecr, ya'nî imsâk vaktinden evvel niyet ederken, (Niyet
ettim, yarın oruç tutmaya) denir. İmsâktan sonra niyet ederken, (bugün oruç
tutmaya) denir. Ramazan-ı Şerîf orucu, her müslümana farz olduğu gibi,
tutamıyanların kazâ etmeleri de farzdır. Kazâ ve keffâret orucuna ve mu'ayyen
olmayan adak oruçlarına fecrden sonra niyet edilemez.
Hayvan zekâtı
Soru: Hayvanların zekâtı var mıdır?
Cevap: Yılın yarıdan fazlasında parasız
çayırda otlıyan hayvanlar, üretmek için, [sütü için] olursa, bunlara (Sâime)
hayvan denir. Sâime hayvan sayısı, nisâb miktarı olduktan bir yıl sonra, zekâtı
verilir. Yün için, yük taşımak için, binmek için olursa, sâime denilmez ve zekât
lâzım olmaz. Deve, sığır gibi başka cinsden sâime hayvanlar, birbirlerine ve diğer
ticâret eşyâsına eklenmez.
Deve zekâtı: Devenin nisâbı beştir. Beş
devesi olan, bir koyun verir.
Sığır zekâtı: Sığırın nisâbı otuzdur.
Otuz sığır için bir adet, bir yaşını aşmış erkek veya dişi buzağı verilir.
Kırktan ellidokuza kadar sığırı olan, bir adet, iki yaşını bitirmiş, erkek veya
dişi dana verir. Manda zekâtı, sığır gibidir.
Koyun zekâtı: Koyunun nisâbı kırktır.
40'dan 120'ye kadar koyunu olan, yalnız bir koyun verir.
Kimler oruç tutmaz
Soru: Hasta olanlar nasıl oruç tutar?
Cevap: Dînimiz, insana yapamıyacağı işleri
yüklememiştir. İbâdetlerde her türlü kolaylığı göstermiştir. Meselâ, hasta,
hastalığı artacak ise, hâmile kadın, süt veren kadın, harbeden asker zayıf olursa,
oruç tutmaz. İyi olunca kazâ eder.
Sefere çıkan, ya'nî üç günlük yola [104
kilometreye] gitmek için niyet ederek yola çıkan, seferî olur. Böyle misâfir,
orucunu ertesi gün bozabilir ve Ramazandan sonra kazâ eder ise de, zarar etmezse,
tutması efdaldir.
Yolda ve onbeş günden az kalacağı yerde tuttuğu
orucu bozarsa, keffâret lâzım olmaz. Misâfirliği bitip evine gelince veya gittiği
yerde onbeş gün kalmaya niyet edince, tutmadığı günleri kazâ eder.
Hasta, hastalığının artmasyndan veya iyi olmasının
gecikmesinden yâhud şiddetli ağrı gelmesinden korkar ise, oruç tutmayıp sonra kazâ
eder. Bu, Tabîb-i müslim-i hâzık'ın söylemesi ile anlaşılır. Hâzık,
mütehassıs, uzman olmak demektir. Kâfir ve fâsık, ya'nî büyük günâh işlediği
bilinen tabîbe muâyene ve tedâvî, zarûrî hâllerde câizdir. Fakat bunların
sözleri ile ibâdet bozulmaz. Orucunu bozarsa, keffâret lâzım olur.
Ba'zı ağır hastalar hariç hemen hemen her hasta
oruç tutabilir. Yıllarca oruç tutturulmayan birçok hastaya, yakinen tanıdığımız
dahiliye mütehassısı bir doktor, oruç tutturdu. İlâçların dozlarını oruç
vaktine, ya'nî sahura ve imsâka göre ayarladı. Hastaların en ufak bir sıkıntısı
olmadı. Yeter ki doktor, hastasının oruç tutmasını istesin. Peşin hükümlü
olmasın. Tedâviyi ona göre ayarlar. Bu olmıyacak bir iş değildir. Bunun için
dînimiz, her doktorun değil, o branşta mütehassıs olma şartını ve müslüman
olması şartını getirmiştir. Mütehassısı olmazsa yanlış karar verebilir. Sâlih
müslüman değilse, dînin emir ve yasaklarına önem vermiyeceği için, bunun sözünü
de ölçü kabûl etmemiştir.
İhtiyâr olup, ölünceye kadar Ramazan orucunu veya
kazâya kalmış oruçlarını tutamıyacak kimse ve iyi olmasından ümit kesilen hasta,
oruç tutmaz, fakat gizli yer. Böyle kimse zengin ise, hergün için bir fıtra, ya'nî
binyediyüzelli gram buğday veya un veya kıymeti kadar altın veya gümüş parayı, bir
veya birkaç fakîre verir. Ramazanın başında veya sonunda toptan hepsi bir fakîre de
verilebilir. Fidye verdikten sonra hasta iyileşirse, Ramazan oruçlarını ve kazâ
oruçlarını tutar.
Kutuplarda oruç
Soru: Kutuplarda olan nasıl oruç tutar?
Cevap: Kutuplara ve Ay'a giden müslümanın da,
seferî değilse, Ramazanda gündüzleri oruç tutması lâzımdır.
24 saatten daha uzun günlerde, oruca saatle başlar ve
saatle bozar. Gündüzü böyle uzun olmıyan bir şehirdeki müslümanların zamanına
uyar. Eğer oruç tutmazsa, gündüzleri uzun olmayan yere gelince kazâ eder.
Oruç çeşitleri
Soru: Kaç çeşit oruç vardır?
Cevap: Sekiz çeşit oruç vardır. Bunlar
şunlardır:
1- Farz oruçlar: İki kısımdır. Birincisi,
belli bir zamanda tutulan Ramazan-ı Şerîf orucu.
2- İkincisi, belli bir zamanda olmıyan kazâ ve
keffâret oruçları.
3- Vâcib oruçlar: Bunlar da, mu'ayyen olur.
Belli gün veya günler oruç tutmayı adamak gibi.
4- Gayrı mu'ayyen oruçlar: Herhangi bir gün
veya birkaç gün oruç adamak gibi.
5- Sünnet olan oruçlar: Muharremin dokuzuncu ve
onuncu günleri oruç tutmak gibi.
6- Müstehab oruçlar: Her Arabî ayın 13, 14 ve
15. günleri oruç tutmak gibi.
7- Harâm olan oruçlar: Ramazan bayramının
birinci günü ve Kurban bayramının her dört günü oruç tutmak.
8- Mekrûh olan oruçlar: Muharremin yalnız
onuncu günü, yalnız cumartesi günleri, Nevruz ve Mihrican günleri ve bütün sene,
her gün oruç tutmak ve konuşmamak şartıyla oruç tutmak mekrûhtur.
Orucu bozan şeyler
Soru: Orucu bozan şeylerin belli başlıları
nelerdir?
Cevap: İlmihâl kitaplarında orucu bozan ve
keffâret gerektiren hâller için genel kâide bildirilmiştir. Gıda veya devâ ya'nî
ilâç olarak, faydalı birşey yemek, içmek, zevk, keyif veren birşeyi ağızdan almak
ve cima' orucu bozar. Orucu bozan bu şeyler, bilerek yapılınca hem kazâ hem keffâret
gerekir.
Orucu bozup hem kazâyı, hem de keffâreti gerektiren
husûslardan ba'zıları şunlardır:
1- Ramazan ayında oruçlu olduğunu bildiği
hâlde ve imsâktan önce niyetli iken, gündüz fâideli birşey yiyip içmek.
2- Sigara içmek.
3- Kan aldırmak ve gıybet etmek gibi orucu
bozmadığı iyi bilinen bir şeyden sonra, orucu bozuldu sanarak bile bile yemek.
4- Ramazanın bir gününde, kazâ lâzım olan
birşeyi yaparak orucunu bozan kimse, başka gününde de bu şeyi kasten yine yaparsa
keffâret de lâzım olur.
5- Ağzına giren kar, yağmur ve doluyu
istiyerek yutmak.
6- Toprak yeme alışkanlığı olan kimsenin,
yenmesi âdet olan toprak ve kil yemesi.
7- Az tuz yemek.
8- Oruçlu olduğunu unutarak yiyen kimse,
oruçlu olduğunu hatırladıktan sonra orucu bozulmadığını bildiği hâlde, yine
yiyip içerse orucu bozulur. Hem kazâ hem de keffâret lâzım olur.
Orucu bozup sadece kazâ gerektiren
hâller
1- Hatâ ile meselâ, abdest alırken boğaza su
kaçması.
2- Kulağa yaş, ilâç damlatmak, derideki
yaradan içeri girecek ilâç koymak.
3- Vücuda, iğne ile ilâç ve aşı şırınga
etmek.
4- Kağıt, pamuk, ot, pişmemiş pirinç, darı,
mercimek tanesi gibi ilâç ve gıda olmıyan birşeyi yutmak.
5- Zorlıyarak ağız dolusu kusmak.
6- Dişlerin kanamasında, yalnız kanı veya
tükürükle aynı miktardaki karışık kanı yutmak.
7- İmsâk vaktinden sonra, daha gece zannederek
yiyip içmeye devam etmek.
8- Güneş battı, ezân okundu zannederek,
iftâr vakti gelmeden yimek.
9- Oruçlu olduğunu unutup, yiyip içtikten
sonra, orucum bozuldu diyerek, yiyip içmeye devam etmek.
10- İstimna, (mastürbasyon) yapmak. [Uykuda
iken ihtilâm olmak orucu bozmaz.]
11- Tahâretlenirken içeri su kaçırmak.
12- Lavman yaptırmak, orucu bozar. Kadınların,
kadın hastalıklarından muayenelerinde oruç bozulabilir.
13- Zorla orucu bozdurulmuş olmak.
14- Burna sıvı ilâç damlatmak.
15- Burna kolonya çekmek. Burna çekmeyip sadece
koklarsa bir zararı olmaz.
16- Başkalarının içtiği sigara dumanını
istiyerek çekmek.
17- Diş çektirmek için uyuşturucu iğne
vurdurmak.
18- Astım hastalarının, kriz hâlinde
ilâçlı sprey kullanmaları orucu bozar. İlâçsız oksijen gazı bozmaz.
19- Hastaların, dil altından, yutmasa da ilâç
alması orucu bozar.
Kalb rahatsızlığı için sağlam deri üzerine konan
ve derinin gözeneklerinden emilerek kalbe fayda veren ilâç, sağlam deri üzerine
konulduğu için orucu bozmaz.
20- Kadınların ve erkeklerin ilâç olarak
fitil kullanmaları orucu bozar. Fakat guslü gerektirmez.
Orucu bozmayan şeyler
Soru: Orucu bozmayan şeyler nelerdir?
Cevap: Bir ibâdeti yaparken, o ibâdetin
farzlarını, vâciblerini, sünnetlerini, mekrûhlarını ve müfsitlerini ya'nî bozan
şeyleri de bilmek lâzımdır. Bunlar bilinmezse, yapılan ibâdet sıhhatli olmaz.
Hattâ öyle olur ki, ibâdet yaptığımızı zannettiğimiz hâlde, o ibâdet bozulmuş,
ibâdet olmaktan çıkmış olabilir.
Meselâ, orucun farzlarından birisi, orucun başlayış
vaktinden bitiş zamanına kadar, orucu bozan şeylerden sakınmaktır. Bunun için orucun
farzlarını, mekrûhlarını ve müfsitlerini, ya'nî orucu bozan hâlleri ve bozmayan
şeyleri iyi bilmek lâzımdır.
Orucu bozmayan şeylerden ba'zıları:
1- Oruçlu olduğunu unutarak yiyip içmek.
2- İhtilâm olmak.
3- Tentürdiyot ve yaş sürünmek ve sürme
çekmek. (Bunların rengi, kokusu tükürükte, idrarda belli olsa bile orucu bozmaz.)
4- Gıybet etmek. (Gıybet orucu bozmaz ise de,
harâmdır orucun sevâbını azaltır.)
5- İstemiyerek ağız dolusu kusmak.
6- İsteyerek, zorlayarak, biraz kusmak.
7- Kulağına su kaçmak.
8- Ağzına, burnuna, boğazına toz, duman ve
sinek kaçmak.
9- Oksijen gazı tüpü ile sun'î hava verilmek.
(Gazın içine ilâç konmuş ise bozar.)
10- Başkalarının içtiği sigaranın dumanı,
sakındığı hâlde ağzına burnuna girmek.
11- Ağzını yıkadıktan sonra, ağzında kalan
yaşlığı tükürük ile yutmak.
12- Gözüne ilâç koymak.
13- Diş çukuruna ilâç koymak. (Tadı boğazda
duyulsa bile bozmaz.)
14- Yutmadan yemeğin tadına bakmak.
15- Çiçek, kolonya koklamak. Kolonyayı burnuna
iyice çekerse bozulur.
16- Dişleri arasında sahur vaktinden kalan,
nohuttan küçük şeyi yutmak.
17- Gelen kusuntunun geri gitmesi.
18- Orucu bozmaya niyet edip de bozmamak.
19- Diş çektirmek. [Diş çekmek için morfin
vurulması orucu bozar.]
20- Diş çektirince gelen kanı tükürmek,
yâhut tükürükten az ise yutmak da orucu bozmaz.
21- Arının kendiliğinden sokması.
Oruç keffâreti
Soru: Oruç keffâreti nedir, nasıl tutulur?
Cevap: Keffâret, Ramazan ayının hürmet
perdesini yırtmanın, ya'nî Ramazan orucunu bile bile bozmanın cezâsıdır. Oruç
keffâreti için ard arda altmış gün oruç tutmak lâzımdIr. Ramazan günü
özürsüz, bir orucu bozmanın cezâsı, altmış gün, bir gün kazâsı ile 61 gün
oruç tutmaktır.
Bunun için keffârete halk arasında "61"
denmektedir. Keffâret sadece Ramazanda kasten bozulan orucun cezâsıdır. Başka
oruçlar bozulduğunda keffâret gerekmez.
Birkaç Ramazanda keffâretleri olan veya bir Ramazanda
iki gün keffâreti olan kimse, birinci keffâreti yapmamış ise, ikisi için yalnız bir
keffâret yapar. Birinci keffâreti yapmış ise, ikinci keffâreti de ayrıca yapması
lâzımdır.
Keffâret orucu, hastalık, yolculuk gibi bir özür ile
veya bayram günlerine rastlamak sebebi ile bozulursa veya Ramazana rastlarsa, yeniden
altmış gün tutmak lâzım olur. Kadınlar özür sebebiyle bozunca, yeniden başlamaz.
Özrü bitince geri kalan günleri tutarak, altmışa tamamlar.
Devamlı hasta veya yağlı olup altmış gün oruç
tutamıyan kimse, bir fakîri, bir günde iki defa doyurmak üzere altmış gün yedirir.
Altmış fakîrin her birine 1750 gram buğday veya un, yahut bunların kıymeti kadar
ekmek, başka mal veya altın, gümüş vermek veya bunları bir fakîre altmış gün
vermek de câiz olur.
Doyurmak için kâğıt para da verilir. Oruç tutabilen
kimsenin fakîrleri doyurmak sûretiyle keffâretten kurtulmaya çalışması câiz
değildir. |