| Soru: Mest nedir ve özellikleri
nelerdir? Cevap: Mest, ayağın
yıkanması farz olan yerini örten, su geçirmez bir giyecektir.
Mestin, bir saat yol yürüyünce, ayaktan çıkmıyacak
şekilde sağlam ve ayağa uygun olması lâzımdır.
Tabanı ile ayak üstü veya yalnız tabanı deri
kaplanmış çorap üstüne veya sert olup, yürürken ayağı düşmiyen çorap üzerine
mesh câizdir.
Abdest alırken ayakları yıkamak yerine, hiç özür
ve zarûret olmasa bile, yaş el ile, bir defa, mest üzerine mesh edilmesi, erkek için
de, kadın için de câizdir. Guslederken veya teyemmüm ederken, mest üzerine mesh
edilmez.
Mestli kimsenin, abdesti bozulunca, bu abdestsizlik,
abdest uzuvlarına yayılırken, ayaklara değil, mestlere yayılır.
Mestlerin hadesten ya'nî abdestsizlikten temizlenmesi
de, mesh etmekle olur. Bu sebeple ayaklarını yıkamaz. Mest üzerine mesh eder.
Meshin müddeti
Soru: Mest üzerine meshin müddeti ne kadardır?
Cevap: Mest üzerine mesh müddeti, mukîm olan
için, 24 saattir. Misâfir için, 3 gün, ya'nî 72 saattir.
Bu müddet, mesti giydiği zaman değil, mest giydikten
sonra, abdesti bozulduğu zaman başlar.
Mestli kimse, abdesti bozulduktan 24 saat geçmeden,
sefere çıksa, bu mestlere 3 gün ya'nî 72 saat mesh edebilir. Misâfir iken mukîm
olsa, 24 saat geçmiş ise, mestleri çıkarıp, ayaklarını yıkayarak abdest alır.
Özür sâhibi olan kimse, tam abdest alıp, özür
akmadan önce, mestlerini giyerse, sonra abdesti özürle bozulsa da, 24 saat mesh
edebilir.
Özrü aktıktan sonra giyerse, yalnız o namaz vakti
içinde mesh edebilir.
Mest abdestli giyilir
Soru: Mest üzerine mesh yapmak için abdestli mi
giyilmiş olmalı?
Cevap: Mestin abdestli giyilmesi şarttır.
Yalnız ayaklarını yıkayıp, mest giyen bir kimse, sonra diğer uzuvlarını yıkayıp
abdestini tamamlasa, sonra, abdesti bozulsa, sonra abdest alırken, bunlar üzerine mesh
edebilir.
Mestin şartları
Soru: Yırtık meste mesh yapılır mı?
Cevap: Ayağın üç parmağı sığacak kadar
yırtığı bulunan bir mest üzerine mesh etmek câiz değildir. Yırtık, bundan az ise,
mesh câiz olur.
Bir mestin birkaç yerinde, küçük yırtıklar varsa,
bunlar toplanınca, üç parmak olursa, buna mesh câiz olmaz. Bir mestte, iki parmak,
diğer mestte de iki veya bir parmak görünecek kadar yırtık olsa, bunlara mesh
edilebilir. Çünkü, üç parmak, iki mest için değil, bir mest içindir.
Mesh câiz olmıyan yırtık, üç parmağın ucu
değil, üç parmağın bütünü görünecek kadardır. Mestin dikiş yeri sökülse,
fakat açılmayıp ayak görünmese, mesh câiz olur. Topuk kemikleri yukarısındaki
yırtık, ne kadar olursa olsun, meshe engel olmaz. Çünkü mestlerin, burasını
örtmesi lâzım değildir. Üstten veya yandan ilikli, bağlı veya fermuarla kapalı
mestler, ayakkabılar üzerine mesh câizdir.
Sünnet üzere mesh
Soru: Sünnet üzere mesh nasıl yapılır?
Cevap: Sünnet üzere mesh etmek için, sağ elin
yaş beş parmağı, sağ mest üzerine, sol elin parmakları da, sol mest üzerine, boylu
boyunca yapıştırılıp, ayak parmakları üzerine gelen ucundan, bacağa doğru
çekilir.
Soru: Mest üzerine ikinci bir mest giyilebilir mi?
Cevap: Mest üzerine, birinci abdest bozulmadan
önce, ikinci bir mest, çizme, plâstik, naylon, lâstik ayakkabı giyse, dıştaki, su
geçirmezse, bunun üzerine mesh edebilir. Suyu çok geçirirse yine edebilir. Çünkü,
içteki ıslanarak, içtekine mesh etmiş olur.
Mestin bozulması
Soru: Mesh hangi hallerde bozulur?
Cevap: Mesh, mestin ayaktan çıkması ile
bozulur. Bir veya iki ayağı mestten çıkınca, abdesti, o ânda bozulmaz. Abdestin
bozulması şimdi ayaklara sirâyet eder. Yalnız ayaklarını yıkasa, mesh ederek
almış olduğu abdesti tamamlamış olur.
Mesh müddeti bitince de, yalnız ayaklarını yıkar.
Fakat, her iki şekilde de, yeniden abdest almak daha iyi olur denildi. Çünkü,
muvâlât ya'nî uzuvları sırayla yıkamak, Hanefîde sünnet, Mâlikî mezhebinde ise
farzdır.
Sargıya mesh
Soru: Sargıya mesh nasıl yapılır?
Cevap: Cebîre ya'nî kırık kemiğin iki
yanına bağlanan tahtalar üzerine mesh câizdir.
Yaranın, çıbanın, derideki çatlak veya yarıkların
üzerine veya içine konan merhem, pamuk, fitil, gaz bezi, flaster, sargı başı gibi
şeylerin çözülmesi, çıkarılması yaraya zarar verirse veya bunlar çıkınca,
yıkamak veya mesh etmek zarar verirse, bunlardan merhem, lâstik gibi, su geçirmiyenler
üzerine su akıtıIır. Su geçirenler üzerine mesh edilir.
Yaraya soğuk su zarar verirse, sıcak su ile yıkanır.
Sıcak su da zarar verirse, mesh etmek lâzım olur. Mesh de zarar verirse, üzerinde
bulunan şey üzerine mesh edilir.
Sargı bezinin, sağlam deri üstüne rastlayan kısmı
üzerine de ve sargılar arasındaki deriye de, mesh edilir.
Bunların yarıdan fazlasına mesh yeterlidir. Bunlara
mesh etmek de, yaraya zarar verirse, mesh edilmez. Bunları mesh, yaraya zarar vermezse,
bunları mesh lâzım olur.
Bunları kaldırıp altlarındaki sağlam deriyi
yıkamak, yaraya zarar vermezse, yıkamak lâzım olur.
Yaraya zarar vermek
Yara üstündeki sargıya veya merheme meshin câiz
olması için, yarayı yıkamanın veya mesh etmenin, yaraya zarar vermesi şarttır.
Zarar, şifânın gecikmesi yâhud ağrının artması demektir.
Mesh ettikten sonra, bunlar, yara iyi olmadan alınır
veya düşerlerse, mesh bozulmaz. Yara iyi olup da düşerlerse, altlarını yıkamak
lâzım olur. Bunlar üzerine mesh, altlarını yıkamak yerine geçer.
Bunlara mesh edenler özür sâhibi olmaz. Bunlar,
sağlam kimselere imâm olabilir. Müslüman ve uzman doktorun, ıslatılmaması
lâzımdır dediği bir yer, yara gibi olur. Bunlara mesh etmekte abdestsiz ve cünüb hep
birdir.
Özür sahibi
Soru: Özür sâhibi kime denir?
Cevap: Herhangi bir namaz vakti içinde, namaz
vaktinin başından sonuna kadar, abdest alıp, yalnız farzı kılacak kadar bir zaman,
abdestli kalamıyan kimseye özür sâhibi denir.
Özür sâhibi olmak için, abdesti bozan bir şeyin,
devâm üzere mevcût olması lâzımdır. Böyle olan kimse özrü gördüğü andan
itibâren, özür sâhibi olur.
Özürlü olmak
Soru: Ne zaman özür sahibi olunur?
Cevap: İdrâr, yaradan kan ve herhangi bir
sıvı, irin akması gibi, abdesti bozan şeylerden biri, hep mevcût olur, ya'nî bir
namaz vaktinin başından sonuna kadar, bir abdest alıp, farzı kılacak kadar,
durdurulamazsa, o kimse, özür sâhibi olur.
Bir namaz vakti girdikten sonra, farzı kılacak
kadar zaman sonra özür başlasa, vaktin sonu yaklaşıncaya kadar bekler, hiç durmadı
ise, vaktin sonunda abdest alıp, o vaktin namazını kılar.
Namaz vakti çktıktan sonra, sonraki namaz vakti
içinde durursa, önceki namazını i'âde eder. İkinci namaz vaktinin başından sonuna
kadar hiç kesilmezse, özür sâhibi olduğu anlaşılır ve kılmış olduğu önceki
vaktin namazını i'âde etmez.
Özürlünün abdesti
Soru: Özür sâhibinin abdesti ne zaman bozulur?
Cevap: Özür sâhibi olan, namaz vakti girince
abdest alır. Bu abdest ile, istediği kadar farz ve nâfile kılar ve Kur'ân-ı kerîm
okur. Namaz vakti çıkınca abdesti bozulmuş olur.
Her namaz vakti girdikten sonra, yeni abdest alıp,
bu vakit çıkıncaya kadar her ibâdeti yapar.
Öğleden başka dört namazdan birinin vakti girmeden
önce aldığı abdest ile, bu namaz kılamaz. Çünkü, öğle namazının vakti
başlarken, bir namazın vakti çıkmıyor.
Özür sâhiblerinin, devâm eden özürleri, abdestini
bozmaz. Fakat, başka bir abdest bozan sebep ile bozulur. Vakit çıkınca, özür sebebi
ile de bozulmuş olur. Özürsüz, sağlam iken kılmadığı namazlar, hasta ve özürlü
iken de kazâ edilir.
Mâliki taklid
Soru: Özrü bir namaz vaktinin tamamında gelmiyen
kimse Mâlikîyi taklid edebilir mi?
Cevap: Mâlikî mezhebine göre, özür sâhibi
olmak için, hastalık sebebi ile çıkan, abdesti bozan birşeyin bir defa çıkması
yeterlidir. Bir namaz vakti içinde devâmlı çıkması lâzım değildir.
Namazdan önce veya namaz içinde idrâr, yel
kaçıran hastaların ve ihtiyârların abdestlerinin ve namazlarının bozulmaması
için, meşakkat, güçlük hâlinde Mâlikîyi taklîd etmeleri ve imâm olmaları sahîh
olur.
Özürün bitmesi
Soru: Özrün devam edip etmemesi nasıl
anlaşılır?
Cevap: Özür sâhibinin özrü, sonraki her
namaz vaktinde, bir defa, biraz akınca, özrü devam ediyor sayılır.
Bir farz namazın vaktinde hiç gelmezse, ya'nî namaz
vakti başından sonuna kadar özürsüz geçerse, o kimse özür sâhibi olmaktan
çıkar.
Özürlünün imâmlığı
Soru: Özürlü kimse özürsüze imâm olabilir mi?
Cevap: Özürlü kimse, sağlam kimselere imâm
olamaz. Ayrıca, devamlı abdestsiz olmaktan başka, üzerinde dirhemden çok necâset
bulunan, Kur'ân-ı kerîmi doğru okuyamayan da, böyle olmayanlara imâm olamazlar. |